Röportajlar

BERZAH: CİN ALEMİ FİLMİ SENARİSTİ HARUN BARAN

berzah-cinler-alemi

Berzah: Cin Alemi

İntiharların, cinayetlerin ve cinlerin gölgesi altında geçen hayatlar… İnsanlardan kendini soyutlamış hayatına devam etmeye çalışan Mete, kendisine musallat olan birtakım varlıkların pençesi içindedir. Geçmişin karanlığı ve geri döndürülemez bir lanet bu insanları felakete sürüklemektedir.

Berzah-Cin-Alemi

Yine yerli korku filmi ve aynı zamanda bu aralar çok sıkça rastladığımız cin temalı filmlere bir tanesi daha eklenen Berzah: Cin Alemi filmi 2016 yerli korku filmleri arasında şimdiden yerini almış durumda. Yönetmenliğini Ahmet Can Kasap’ın üstlendiği filmde cinler aleminde ve insanların yaşadıkları korku dolu anları beyaz ekrana yansıtılmıştır. Berzah: Cin Alemi filminin başrolünde Berna Üçkaleler yer almaktadır. Ayrıca filmin oyuncu kadrosunu oluşturan isimlerden söz edecek olursak Ufuk Kaplan, Nilüfer Aydan, Berna Üçkaleler, Oğuz Okul, Alp Akar gibi isimler oluşturmaktadır. Filmin senaryosu Harun Baran tarafından kaleme alınıp beyaz perdeye kurgulanmıştır. 90 dakikalık sinema çekim süresine sahip olan Berzah: Cin Alemi filmi 01 Temmuz 2016 tarihinde vizyona girecektir.

kultursever.com olarak siz değerli ziyaretçilerimiz için filmin senaristi sayın Harun Baran’a merak edilenleri sorduk.

1

  • Berzah: Cin Alemi 01.07.2016’da vizyona giriyor. Bu sizin ilk sinema filminiz. Bu işe başlamanız nasıl oldu, içinizde olan bir tutku muydu senaristlik?

Herkesin hayatında bir takım kırılma noktaları vardır. Benim bu noktada kırılmam yalnızlık duygusunu fazlasıyla derinden hissetmiş olmam oldu. Kendimi içinde bulunduğum hayata bir türlü ait hissedemedim. Sürekli emanet gibi kıyısından köşesinden iliştiğim hayata tutunmak için sürekli bir neden arıyordum. Yazmak da işte bu bir türlü aidiyet bağı kuramadığım gerçeklikten kaçışın en kendime has yolu oldu. Bu yazma uğraşı bir nevi karanlıkta el yordamıyla ilerlemek gibiydi. Daha öteye, profesyonel bir noktaya taşımak için Dokuz Eylül Sahne Sanatları Dramatik Yazarlık bölümünü okudum. O güne dek maksadım sadece hikâye anlatmaktı ki hala da öyle ama senarist olmayı kurgulamamıştım. Sinema da hikâyenizi anlatmanın yollarından sadece bir tanesi. Üstelik kudretli ve geri dönüşümünü hemen alabildiğiniz bir sanat dalı. Berzah: Cin Alemi bu anlamda ilk işim. Ve bende yeri her zaman ayrı ve özel olacak.

  • Son yıllarda Türk sinemasında genellikle korku filmleri ön planda. Genel olarak baktığınızda Türk korku filmlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ön planda mı emin değilim ama sayıca arttığı bir gerçek. Üstelik sadece nicelik olarak değil nitelik olarak da bir tırmanışa geçtiğini söylemek mümkün. Çok değil bugün çekilen korku filmlerini bundan yaklaşık beş altı yıl önce çekilen korku filmleriyle kıyasladığımızda, hem senaryo anlamında hem görsel efektler ve yönetmenlik bağlamında ciddi bir yol katedildiğini görebiliriz. Elbette pek çok açıdan başarısız örnekler mevcut ama türün daha kaliteli işler üretebilmesi ve kendini dışarıdan görebilmesi için bu üretimin de olması gerekiyordu. Belki şahsi bir iddia olacak ama bence bu ülkede korku filmi üretmek, dram ve komedi fimi üretmekten çok daha zor. Nihayetinde bu türlerin Yeşilçam’dan bu yana ciddi bir geçmişi, yol almışlığı var. Dönüp baktığınızda neyin seyirci tarafından takdir edildiğini, neyin beğenilmediğini görebiliyorsunuz. Korku türü ise uzun bir süre benim yazın hayatımın ilk yılları gibi karanlıkta el yordamıyla yolunu bulmaya çalıştı. Seyircinin korkuları nelerdir, hangi öğelerden korkar öğrenmeye çalıştı. Tüm diğer türler de olduğu gibi, korku türünü de henüz Hollywood ile kıyaslayabilecek bir noktada değiliz ama dediğim gibi bu bir süreç. Üretilen işlerin gelişimine baktığımızda umut vaat ettiğini söyleyebiliriz.

harun-baran-senarist

  • Sizi bufilm türüne çeken şey ne oldu?

Kesinlikle sözlü korku kültürü… 90 ve öncesi kuşaklarda çocuk olanlar iyi bilir. Hepimiz geceleri ruhani varlıklara dair anlatılan o hikâyeleri dinleyerek büyüdük. Bu varlıkların ismi ve öyküleri yörelere göre her zaman değişti ama hissettiğimiz duygu ortaktı. Kâbuslarımız bile bu korku mitlerine göre şekillendi. İtiraf etmem gerekirse o dönemde çocuk olmuş biri olarak ben, böyle hikâyeler dinlediğimiz anlarda kendi korkumdan ziyade diğer çocukların korkularına odaklanırdım. Ve beni daha çok korkutan doğaüstü varlıklar değil diğer çocukların korkusu olurdu. Sanırım insan aciziyetini ve çaresizliğini gerçek anlamda ilk o zamanlar gördüm. İşte bu korku cazibesi beni bu türe çeken şey oldu. Şimdilerde çocuk ya da genç olanlar sözel kültür yerine bu kültürü almış olan bizlerin yarattıklarını izliyorlar. Bizden önceki kuşaklar bu mitleri bize öğrendikleri şekilde aktardı ama bu kuşak ilk defa sözel olarak aldığı korku kültürünü görsel ile anlatmaya çalışıyor. Oldukça zor ve ezberi olmayan bir deneyim. Az evvel süreç diyerek bahsettiğim şey sadece teknik ilerleme değil, bir de böyle bir evrime adapte olma çabasını içeriyor.

  • Filmin konusunu bizim için biraz detaylı anlatabilir misiniz?

Film, bugün süren bir lanetin geçmişine odaklanarak bir insanı nasıl bir ruh haline sürüklediğini, nedenini ve nasılını anlatıyor. Tüm olayların merkezinde Mete’nin çocuk yaşta maruz kaldığı şiddetin, ona kalpten bağlı olan annesi tarafından engelleme çabasıyla işlerin nasıl içinden çıkılmaz bir hale geldiğini, bir çocuğun gelişiminin nasıl travmatik bir hal aldığını görüyoruz. Karakterlerin başta iyi niyetli ama bilinçsizce giriştiği eylemler süregelen kötü yaşantılarını felakete sürüklüyor. Bu felaket; sorunlarının çözümünü reel hayatında aramak yerine ruhani varlıklara sığınılmasından kaynaklanıyor. Sağlıklı bilinçlerin yerini manipüle edilmiş zihinlere, vesveselere bırakmasıyla karakterler olmadıkları, asla olmak istemedikleri bir davranış biçiminin içinde buluyorlar kendilerini. Çocuk yaşta kendini bu olaylar içerisinde bulan Mete nice intihara, cinayete, deliliğe maruz kalıyor. Büyüdüğünde bile bu lanet peşini bırakmayarak onun rutin hayatının bir parçası haline geliyor. Almayı beklemediği bir telefon hem bugünde hem geçmişinde onu zorunlu bir yolculuğa itiyor. Berzah, ölümlülerin amellerine göre kıyamete dek zamanını geçirdikleri âlemin adıyken Mete daha yaşarken kendini bu âlemin içinde buluyor. Yani Berzah âlemi onun yaşantısının bir nevi metaforize edilmiş hali olmuş oluyor. Belirtmem de fayda var. Başta Mete karakteri olmak üzere pek çok olay İstanbul’un Üsküdar ilçesinde gerçeklemiş bir hadiseyi araştırmamız ve esinlenmemiz ile oluştu.

 senaryo-harun-baran

  • Filmin tanıtımlarında da öyküsünün İstanbul Üsküdar’da metruk bir evde bulunan ses kayıtlarının dinlenip, yerel halkla yapılan görüşmeler sonrası kaleme alındığını belirtmişsiniz. Nasıl oldu bu olay, nasıl ulaştı o kayıtlar elinize?

Film Stop’un bir korku filmi yapma kararı aldığı ve görüştüğümüz ilk günlerde pek çok yaşanmış hikâye duyduk, dinledik. Filmin konusunu oluşturan bu olay ile ilgili haber aldığımız zaman iyice araştırıp, aslı astarının olup olmadığını öğrenmeye çalıştık. Malum bu konu hurafelere fazlasıyla açıktır. Bu olayla ilgili dinlediğimiz tanıklıklar ile bazı kasetlere teyp yardımıyla yapılmış ses kayıtlarına ulaştık. Ancak bu olayları gerçekte yaşamış kişinin yakını ile aramızda gizlilik sözleşmesi olduğu ve kişilik haklarını korumamız gerektiği için daha fazla detay veremiyorum. Doğrusu filmi yazarken dinlediğimiz kayıtlar kanımızı öylesine dondurdu ki bir süre etkisinden kurtulamadık. Filmde kayıtların orijinallerine az önce belirttiğim sebeplerden dolayı yer veremiyoruz ama büyük ölçüde esinlendiğimizi, yakın olmasına gayret ettiğimizi söylemem gerek.

  •  Berzah: Cin Alemi’ni diğer Türk korku filmlerinden farklı kılan yanları neler?

Hem ülke sinemamız hem de yurt dışında çekilen korku filmlerinin bana göre en büyük sorunu oyunculuk. Oyunculuk çoğunlukla gerçeklikten o kadar uzak ki empati yapman gereken karakterin dünyasına bir türlü giremiyor, hikayeye odaklanamıyorsun. Bana göre Berzah: Cin Âlemi’nin en büyük farklarından biri karakteri içselleştirmiş oyunculuklarda yatıyor. Bunun yanı sıra korku filmleri nihai amaç olarak seyirciyi korkutmaya çalışırken sinemasal anlamda estetikten ve sanatsal nitelikten uzak kalıyor. Başta yönetmenimiz Ahmet Can Kasap ve tüm ekibin bu anlamda titizlikle çalışması sonucu ortaya çıkan işin salt bir korku filminden ötesini vereceğini düşünüyorum. Görüntüler ve anlatım diliyle Türk korku filmlerinde pek alışık olmadığımız bir estetiğin ortaya çıkmış olması beni kişisel olarak mutlu ediyor diyebilirim.

  •  Türk korku filmlerinde çoğunlukla Cin ve Büyü öğelerinin kullanılması ve bu anlamda türe getirilen eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

Cin, Kuran-ı Kerim’de de bahsi geçen ve başka bir boyutta yaşayan varlıktır. İslam’a inanan herkes tarafından da var oldukları ve dünyamıza da geçebildikleri tartışmasız kabul edilir. Büyü ise haram olmasına rağmen hala Anadolu’da başvurulan kötücül bir yöntem. Dolayısıyla korkutucu gelen bu genel kabullerden hareketle korku filmlerinde kullanılması oldukça doğaldır. Ancak bu öğelere sıkça başvurulmasının en büyük nedenlerinden biri insanların beklentileri diğeri ise sektörel durumlardır. Son yıllarda zaman zaman farklı yönelişler, denemeler ortaya çıktı, çıkmaya da devam ediyor. Ancak boxofficeden bu yeni yönelişlerin gişelerine baktığımızda sonucun pek parlak olmadığını söyleyebiliriz. Film çekmek ciddi maliyet isteyen bir iş. Yüzbinlerce lira yatırarak ürettiğiniz iş gişede karşılığını bulmalı ki bir sonraki iş daha nitelikli olabilsin. Bir yandan neden sürekli Cin temalı filmler diye serzenişte bulunurken diğer yandan farklı içerikteki filmlere rağbet edilmemesi bana samimi gelmiyor. Cin mevzusunda ön yargısı olanlar az önce bahsettiğim geçmiş yıllarda yapılmış bazı kalitesiz filmler yüzünden böyle düşünüyor.

  •  Tüm düzenlemeler bitip, filmi izlediğinizde neler düşündünüz? Sizce seyirciye geçecek mi vermek istediğiniz duygular, etkili bir korku bizi bekliyor diyebilir miyiz?

Doğrusunu isterseniz son halini ben de henüz izlemiş değilim. En son izlediğimde tüm düzenlemeler bitip, nihai hali henüz verilmemişti. O haliyle bile fazlasıyla beğendiğimi, düşündüğümden daha iyi bir filmin ortaya çıktığını gördüğümü söyleyebilirim. Kolay kolay beğenmeyen hatta çekim süresince endişeliyken ortaya çıkan işten memnun kaldım. Emeği geçen herkesin eline, yüreğine sağlık. Herkesi 1 Temmuz’da filmimize beklerim.

Sorularımızı içtenlikle cevapladığınız için teşekkürler. Kültür Sever ailesi olarak 1 Temmuz’u sabırsızlıkla bekliyoruz. Şimdiden tüm ekibinizin ellerine, yüreğine sağlık. Korku dolu bir 90 dakika bizi bekliyor. 🙂

DUYURU : Ne yazık ki elde olmayan nedenlerden dolayı BERZAH-Cin Alemi belirsiz bir tarihe ertelenmiştir.